GİDİŞİ OLSUN DA DÖNÜŞÜ OLMASIN

Samsunhabertv Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı...

GİDİŞİ OLSUN DA DÖNÜŞÜ OLMASIN
+
-

Ardında bir yığın acılar, yalanlar, ihmaller, utançlar bırakarak gitti 2021. Bir dua vardır dilimizde “gidişi olsun da dönüşü olmasın” diye. Ama bir de “gelen gideni aratır” diye oldukça yaygın bir söz daha vardır halk arasında. Gönlüm duadan yana ama aklım gelenin gideni aratacağı endişesinin cenderesinde. Gelen derken kastım geleceğini iddia eden muhalefet değil gelmiş olan 2022, aman yanlış anlaşılmasın…

Endişeliyim ama, asla umutsuz değilim. Karanlık ne kadar koyu olursa olsun benim kuşağım ve bu millet sabahın aydınlığını mutlaka göreceğiz. Nasıl Osmanlı’nın son günlerinde ufkumuzu kaplayan koyu karanlıktan Cumhuriyet’in aydınlığına çıktıysak yılların ihmalinden, gafletinden ve hatta kimi kesimlerin pervasızca sergilenen ihanetlerinden de aynı kararlılıkla zaferle çıkacağız. Yeter ki kendimize ve milletimize olan inancımızı kaybetmeyelim.

Karate Kid filmlerinin birinde öğrenci Daniel çoktan kuruması gereken bir ağacın hala kurumamasına şaşırınca hocası Miyagi Usta ”o ağacın kökü derindedir. Kökü derinde olan ağaçlar kurumaz” der.

Bu milletin kökü tarihin derinliklerindedir, bu milletin ağacı zaman zaman susuz kalır ama asla kurumaz. Yahya Kemal Beyatlı “kökü mazide olan atiyiz” der. Hala, daha güzelini bırakınız, benzeri bile yazılamayan 10. Yıl Marşı’nda da şu dizeler yer alır ve millet tarafından gururla söylenir: “Türk’üz, bütün başlardan üstün başlarız;/ Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız./ Türk’üz: Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi;/ Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!”

Doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde savaştık hemen her milletle. Asya, Avrupa ve Afrika’dan oluşan ve “Eski Dünya” denilen bu üç kıta 85 milyon küsur kilometrekaredir. Biz Türkler bu 85 milyon kilometrekarenin tam 53 milyon kilometresine hükmettik değişik zamanlarda ve değişik adlarla. Çoğu kez yendik az da olsa zaman zaman da yenildik ama bir yenilgi hariç hiç birinde utanmadık, hiçbirinde “ordumuzun yüzüne namus lekesi” sürülmedi. O bahtsız “utanç yenilgisi” 1912 Balkan Savaşındaki yenilgidir.

Artık “hasta adam” diye tanımlansa da, Düyun-u Umumiye boyunduruğunun altında yarı sömürgeleşse de yine de devrin büyük imparatorlukları arasında yer alan Osmanlı’nın orduları dört Balkan devletçiliğinin orduları karşısında perişan olmuştur. Yanya’da Esat Paşa, İşkodra’da Hasan Rıza Paşa ve Edirne’de Şükrü Paşa’nın destansı direnişlerine rağmen birçok cephede ordular yenilmiş, kentler bazı yerlerde savaşsız teslim edilmiş ve 1,5 milyonu aşkın Balkan Türk’ü yerinden yurdundan daha net bir ifadeyle vatanından olmuştur.  640 bin civarında Balkan kadın erkek, yaşlı genç, asker sivil Türk ya hançerlenerek ya yakılarak, hatta şişlerde çevrilerek ya da yolda yokluktan, açlıktan ve hastalıktan ölmüştür.

 Bu utanç yenilgiden -o günlerde Sofya’da askeri ateşe olan- Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Başkumandanlık Kurmay Başkanı Yarbay İsmail Hakkı’ya gönderdiği “gizli ve özel” bir yazıda “ordumuzun yüzüne sürülen namus lekeleri” olarak bahseder.

Hiçbir leke bu milletin pak alnında uzun süre kalmaz, kalamaz; Balkan lekesi de kalmadı, kalamadı, 10 yıl içinde Milli Mücadele zaferiyle silindi.

 


UNUTULAN/UNUTTURULAN KIBRIS VE BARIŞ HAREKÂTI
UNUTULAN/UNUTTURULAN KIBRIS VE BARIŞ HAREKÂTI
700 Bin Kardeşimiz Olmuş!
700 Bin Kardeşimiz Olmuş!
KİM İÇİN BU BASIN HÜRRİYETİ?
KİM İÇİN BU BASIN HÜRRİYETİ?
TARİHİ DOĞRU OKUMAK
TARİHİ DOĞRU OKUMAK
'HA SAİD HA KAMİL NE FARK EDER?'
'HA SAİD HA KAMİL NE FARK EDER?'
FATİH SULTAN MEHMET Mİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK MÜ?
FATİH SULTAN MEHMET Mİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK MÜ?
SIRADAKİ HABER

Copyright © 2022 Samsun Haber Tv

ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM