Vedat ÇINAROĞLU

19 MAYIS

Murat Bardakçı’nın, “ Bir Devlet Projesi/ 19 Mayıs”! Kitabı yayınlanınca bilmediğim çok özel bilgi ve belgeler bulabileceğim umuduyla çabucak aldım ve inceledim. Beklediğim olmadı! Mustafa Kemal’le, Gazi Mustafa Kemal Paşa ile, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa ile ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili her araştırma değerlidir. Ne var ki; “ İngiliz İşgal Kuvvetleri İrtibat ve istihbarat subayı Yüzbaşı Bennett ya da ‘işkenceci Bennett’ ile İstanbul’daki musiki üstatlarının(!) meşk gecelerinde(!) tanışarak birkaç gün boyunca dışarıda eşlik etmek” ve Bennett’in, “ Sizin Mustafa Kemal’inizi Samsun’a ben göndermiştim.” Sözlerini kaynak olarak almak başlangıçta kitabın başlık savını etkisizleştiriyor. Ayrıca, bir deniz gezisinde Vahdettin’in torunları ile yapılan söyleşiyi, “19 Mayıs’da Vahdettin’in etkisine” dayanak yapmak bu savın etkisizliğini güçlendiriyor. Kitapta yayınlanan çok değerli ve bilinen belgeler üzerinden bulunulacak bir sav daha etkili olabilirdi. Tüm bu eleştirilere karşın yararlanılacak bir eser olmuş.

 

Benzer savlar yıllardır ortaya atılmaktadır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Şişli’deki evinden Harbiye Nezaretine giderken önüne Ankara’dan gönderilen bir iletinin atıldığı, bu iletinin gizli bir örgüt tarafından gönderildiği gibi belgesiz ve dayanaksız savlar var. Ancak bu savları destekleyecek dolaylı bir belge var: Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya Hacı Bayram-ı Veli Şeyhi Ankara Milletvekili Şemsettin Efendi’nin Başkomutan Meydan Muharabesi’nin hazırlıklarının yapıldığı günlerde, 18 Temmuz1922 gecesi dergah binasında verdiği içkili toy(ziyafet)!(Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2013 İst, Sf.153) Melami Hacı Bektaş’ın yolunu benimsemiş Melamilerle Atatürk’ün yakınlığı ve Melami inancının Maturidi’likle yakınlığı düşünüldüğünde akla uygun olarak kabul edilebilir. Melamilerin Türk Devletlerinin kuruluşunda önemli yerlerinin olduğu da söylenmektedir.

 

19 Mayıs’a bir devlet projesi demek doğru olabilir. Şöyle ki; Bardakçı’nın kitabında ortaya koyduğu belgeler Mütareke dönemi Osmanlı Devleti içindeki karar alıcılarının bir bölümünün Mustafa Kemal Paşa’ya yardımcı olduklarını doğrulamaktadır. Harbiye Nazırı Cevat Paşa(Cevat Çobanlı), Erkan-ı Harbiye Umumiye Reisi Fevzi Paşa(Çakmak), İkinci Reisi Kazım Paşa(İnanç), yakın arkadaşları ve daha başkaları. Ancak o isimlerin arasına Vahdettin’i ya da Damat Ferit’leri sıkıştırmak olsa olsa “deli zırvası” olur. “Vahdettin kabinelerinde iki zıt fikir olduğunu söylemiştim. Biri beni lehlerinde kazanmaya çalışanlar, diğeri hiçbir şekilde itimat edilmemek lazım olduğunu iddia edenler! Aylarca münakaşalardan sonra hangi fikir hak kazanmış bilir misiniz? ‘Mustafa Kemal’e emniyet edilemez! Mustafa Kemal istanbul’da birtakım olumsuz telkinler, belki hazırlıklar yapıyor.Bu adamı İstanbul’dan uzaklaştırmak lazımdır. Mustafa Kemal’İ Anadolu dağlarına atmalı ve orada çürütmeli!’ Nihayet bu karar üzerinde mutabık kalmışlar.” Bu sözler Mustafa Kemal Paşa’nındır.(Hatırat Sayfaları, Kaynak Yy., İst. 2016, Sf.79) Nutuk’un başlangıç cümleleri de bu durumu onaylamaktadır:1919 yılı Mayısı’nın 10. Günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve görünüm: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı Ordusu her tarafta zedelenmiş, ağır şartları olan bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Dünya Savaşı’nın uzun yılları boyunca ulus yorgun ve fakir bir durumda. Ulusu ve ülkeyi Dünya Savaşına sokanlar kendi hayatlarının derdine düşerek ülkeden kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında buluna Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnızca tahtını güvenceye alabileceği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet zavallı, beceriksiz, onursuz ve korkak!” Durum Atatürk tarafından bu kadar açık anlatılmışken “19 Mayıs Projesinin” içine Bennett’yi, Vahdettin’i sıkıştırmaya çalışmak iyi niyetli bir yorumla boş bir çabadır. Kaldı ki, 19 Mayıs’ı “proje” olarak nitelendirmek bile haksızlıktır. Çünkü 19 Mayıs Mustafa Kemal Paşa’nın büyük stratejisinin başlangıç evresidir.

 

Nasıl mı? Yine O büyük Türk’ün anlattıkları ile. Erkan-ı Harbiye Reisliği’nde ikinci reis Kazım Paşa ile olan görüşmelerinden: “ Kendisine Nazır Paşa’nın(Harbiye Nazırı Cevat Paşa) bana verdiği vazifeden bahsettim.

 

- Bilginiz var mı?

Hayır! Dedi.

- İşte ben sana haber veriyorum! Dedikten sonra,

- Kapıları kapattırır mısın? Dedim.

Kazım Paşa gülerek yüzüme baktı:

- Ne oluyoruz?

Kazım Paşa ile açık konuşarak bütün düşündüklerimi anlattım:

- Her ne sebep veya maksatla, beni İstanbul’dan uzaklaştırmak için bir vesile aramışlar ve bu memuriyeti bulmuşlar. Hemen kabul ettim. Ben zaten şu veya bu şekilde Anadolu’ya geçmek fırsatı arıyordum. Madem ki onlar teklif ettiler, fırsattan mümkün olduğu kadar istifade etmeliyiz!

…- Onların arzularını bir araya topla. Fakat sonuna bu iki maddeyi ilave et!

Kazım Paşa yüzüme baktı:

- Bir şey mi yapacaksın?

  • Kulağını bana doğru uzat! Dedim. Evet bir şey yapacağım. Bu maddeler olsa da olmasa da yapacağım!(Hatırat Sayfaları, Sf.81)
  • 19 Mayıs’ın bir tanığı ile, Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer’in bir saptaması ile savımızı destekleyelim: “ Dikkate değerdir ki, Atatürk’ün kurduğu bu karargah bir müfettişlik karargahı değildi. Büyük deha ve azimle başlamış olduğu ‘milli davasının’ hayat ve faaliyetine ilk adımda yarayacak ve gerektiğinde eli silah tutacak ve amaç uğrunda ölecek dokuz zabitten(subay) güvenilir bir muhafız birliği yapmış ve inanılır müşavir subaylardan da vatan siyasi komitasının ilk idare heyetini oluşturmuştu.”( Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Türkiye İş Bankası Yy., İst. 2018, Sf.101)

Bilinmelidir ki, yalnızca 19 Mayıs 1919 değil, Erzurum ve Sivas Kongreleri, Büyük Millet Meclisi’nin açılışı, Kurtuluş Savaşı, Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, özgür, kalkınmış ve öz kültür değerleri ile donatılmış Türk ulusu Atatürk’ün tasarladığı büyük stratejinin evreleridir. Hiçbir kişinin; Hanedan kalıntılarının dayanaksız savları, hele hele Türklük düşmanı bir İngiliz züppesinin yediği Türk tokadından sonra yalakalık için yaptığı kıvırtmalarıyla büyük Türk Devrimini özünden saptırma hakkı da haddi de olamaz!

 

Düşünür bir dostumun önemli saptamalarıyla bitirmeliyim: “19 Mayıs’ı Anlamak! Başlıklı iletime başlamadan önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğumuzdan itibaren bizlere öğretilen yaşam öyküsü belleğimde canlandı. ‘ Atatürk 1881’de Selanik’te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi erken yaşta ölünce annesi Zübeyde Hanım, kız kardeşi Makbule ile birlikte dayılarının çiftliğine yerleşirler. Küçük Mustafa bu çiftlikte kargaları kovalar. Okula başlar Askeri Rüştiye’de. Çok başarılı olduğu matematik dersinde aynı adı taşıyan öğretmeni ona, senin adın Mustafa Kemal olsun der. Mustafa Kemal sonra Askeri İdadi ve Harbiye’yi başarıyla bitirir. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basar ve Ulusal Savaşımı başlatır. Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir diye düşmanı denize döker ve cumhuriyeti kurar.

 

En konforlu koşullarda, en sıradan insanların en coşkusuz yaşam öykülerinde bile çok daha fazla ayrıntı varken; Çanakkale, 1. Dünya ve Ulusal Kurtuluş Savaşı da içinde olmak üzere, dünyanın en büyük orduları ile komutan olarak yer aldığı onlarca savaştan düşmanlarının bile beğendiği bir alp olarak çıkmış, yayılmacılağa karşı savaşımda başarıya ulaşan ilk lider olarak, haksızlığa uğramış(mazlum) uluslara örnek olmuş, ulusal savaştaki en yakın yol arkadaşları bile kurtuluşu İngiliz mandasına girmekte Amerikan korumacılığını onaylamakta ayak diretirken ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ diyerek, zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış, düşman postalları altında ezilmiş, yakılıp yıkılmış, soyulmuş, işkence ve tecavüzler görmüş, öldürülmüş yoksul ve aç bir ulusu küllerinden yeniden ayağa kaldırmış, özgürlüğüne kavuşturmuş; Okulu, hastanesi, fabrikaları olmayan; salgın hastalıklarla boğuşan, okuma yazma oranı çok düşük bir ulusu on yıl içerisinde ortak bir ülkü hedefinde birleştiren, çağdaş ülkeler düzeyine çıkartan olağanüstü bir insanı girişteki satırlarla tanıtmaya yeltenmek kötülüğünü beğeni anlayışınıza bırakıyorum.”

 

Bu isyan satırları haksız mıdır? Kutlu bir yaşam öyküsü, yakın bir geçmişte bile, şaşırtıcı bir tanıtımla Atatürkçü geçinen bir yazar tarafından çok kötü ve yanıltıcı bir anlatımla kitaplaştırılmadı mı? 19 Mayıs’ı da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de doğru anlamalı ve gerçeğe uygun anlatmalıyız.

 

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun. Doğum gününüz kutlu olsun büyük Türk; Atatürk!

Yazarın Yazıları
19 MAYIS16 Mayıs 2020 PERŞEMBE’NİN GELİŞİ01 Mayıs 2020 ULUSAL EGEMENLİK22 Nisan 2020 YANLIŞTA DİRETMENİN ANLAŞILMAZLIĞI07 Nisan 2020 KALIT29 Mart 2020 COVİT-19, KAPİTALİZM VE DOGMALAR21 Mart 2020 İRTİCAİ TOTALİTARİZMİN KLAVYE KORKUSU13 Mart 2020 HENDEKLERDE VURULDUK05 Mart 2020 BİR KAÇ ŞEHİT!26 Şubat 2020 YURTTAN GÖRÜNÜMLER19 Şubat 2020
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM