M. Halistin KUKUL

BİR BÜYÜKŞEHİRDE BİR KÖY

  Mâlûmdur ki, Türkiye’mizin otuz büyük şehri vardır ve bu büyük şehirlerdeki bütün köyler de mahalle adını almıştır. Ancak; bir büyükşehir vardır ki, onun ‘köyü’ vardır.

      Sanıyorum ki, onun da, dünyada başka bir emsâli, numûnesi yoktur. Bu; İstanbul’un Bakırköy’ü, Samsun’un Tekkeköy’ü, Denizli’nin Sarayköyü veya T(ı)rabzon’un Hamsiköy’ü gibi bir köy de değildir.

       Adı: AMAZON KÖYÜ’dür!..Sun’î bir köy’dür!..Samsun’da, Batı Park’tadır!..

       Bu ‘köy’ün etrafında, adası, kanalı, tepesi vesâiresi de vardır.  Elbette ki, önce ‘heykeli’ olduğunu söylemeliyim!..

       12.5 metre yüksekliğe, 4 metre genişliğe ve 6 ton ağırlığa sâhip; adı, “Amazon” olan bu heykel 2009 yılı îtibâriyle 300.000 (üçyüzbin) Türk Lirası’na mal olmuştur.

      Amazon Köyü ise; 2.5 dönüm bir arazi üzerine, insan eliyle hususî olarak inşâ edilen, belki de ilk köy olma özelliğine sâhiptir. Muhtarı falan yoktur!..

        İçinde, Amazon mağara evleri, çadırlar, hapishâne/zindan, ana kıraliçenin yatak odası, balmumu kadın heykelleri (Tabiî ki, Amazon’un erkeği olmadığı için, bu heykeller, doğrudan doğruya Amazon balmumu heykeli oluyorlar), Amazonların günlük hayatta (!) kullandıkları eşyalar (!) ve savaş âletleri de bulunmaktadır!..

      Düşününüz, bunların hepsi, milâddan bilmem kaç bin sene öncesine aittir!..”Ana kıraliçe” vardır da, “kıral” mevcut değildir!..

     Milâddan önceye dâir bu kadar -ince- bilgiye ulaşmak, benim aklımın alacağı şeyler değildir!..

      Bu “köy” için, basında yer alan haberlere göre, 2012 yılı îtibâriyle, 2.000.000 (iki milyon) Türk Lirası harcanmıştır.

    “Amazon” kelimesi, Yunanca’dır. O hâlde, Amazon(lar) denilen “kadın(lar)/kız(lar)” da, onlara âittirler.

        Türk târihinin hiçbir safhasında, bir Türk kızının/kadınının, göğsünü (memesini) dağlattığı/aldırdığı, meşrû erkeksiz ürediği ve erkek çocuklarını öldürdüğü duyulmamış, görülmemiş, yazılmamıştır.

      O hâlde; bu heykele ve mekân(lara) yapılan masraflar, hiçbir surette bizim kültürümüzle alâkalı değildirler.

     Bugüne kadar, hiçbir târihçi çıkıp da, bunların erkeklerinin olduğundan söz etmemiştir. Kaldı ki, milâddan önce yaşadıkları farzedilen bu kızların/kadınların yaşadıkları “mağaralar, çadırlar”, giydikleri elbiseler ve kullandıkları mutfak ve savaş  âletleri de tamamen hayâlî’dir.

    Ben, bu mekâna, 12-14 Ekim 2012 târihinde Samsun’da üçüncüsü yapılan “Samsun Şiir Günleri” münâsebetiyle, Samsun dışından gelen şâir arkadaşlarımla gitmiştim. Zâten, o zaman da, onlara, bu heykeli ve bâzı mekânları ifadede zorluk yaşamıştık. “Amazon Köyü”nün yapımı henüz tamamlanmamıştı.

   Koronavirüs’lü günler vesîle oldu ve 17 Mayıs’ta, ‘dışarı çıkma izni’ verilince, Batı Park’a doğru yavaş adımlarla  bir yürüyüş yaptım. Hava da çok güzeldi. Böylece, buranın son hâlini görme fırsatım da oldu.

    “Köy”e yaklaşınca, bir levhâyla karşılaştım. Üzerinde, “Kardeş Şehirler Platformu” yazıyordu. “Kardeş Şehirler”ianlamakta zorluk çekmedim elbette!..Fakat, “platform” neyin nesiydi?!

    Bildiğimiz bahçe’ye, “platform” demenin mânasını da bir türlü anlayamadım.

    Az daha yürüyünce, bir başka şatafatlı levhayla karşılaştım. Köy’ün tanıtımını yapıyordu. Tam, “Amazon Kanalı”nın kenarında...Kanal, hakîkaten güzel...Fakat ismi, niçin böyle, bilemedim!!!

      Bu şatafatlı levhanın en üstünde Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin amblemi ve onun altında da, alt alta gelmek üzere:

          “Amazon Köyü- Kafeterye ; Büyük Amazon Savaşçı Heykeli; 1. ve 2. Aslan Heykelleri”, yazılı!..

         Tabiî, bu üçünün altına da, İngilizceleriyazılmış!...İngilizcesini yazmasak olur muydu? Elbette ol(a)mazdı!..Çünkü, artık, o, bizim vazgeçilmezimiz!!!

         Burada, bir başka anlayamadığım şey de, “Büyük Amazon Savaşçı Heykelleri” tâbiri oldu!..

       “Büyük” olan, ”Savaşçı” mı, “Amazon” mu yoksa “heykeller” mi, ne dersiniz?

       Şimdi düşünelim: Bu heykellere yâni “Amazon heykeli”, 10 metre yüksekliğinde iki “Aslan Heykeli” ve bu “Amazon Köyü”ne harcanan paralar, ne adına yapılmıştır?

      Bu paralar; koronavirüsle mücâdele edilen şu günler için kasa’da bulunsaydı, ne değerli hizmetlere imza atardı.

       Çöpten kâğıt toplayıp geçimini sağlamaya çalışanlara, günlerdir işsizlikten kıvranan ayakkabı boyacılarına, simitsatarak geçimini temin eden garibanlara hattâ bu heykellerinve köyün yapımını destekleyen esnafa ve çiftçiye ne büyük bir güç kaynağı olurdu!..

    Dahası... Bu milyonlarca lira, üniversite imtihanlarına hazırlanmakta olan, bilgisayar ve yaygınağı (interneti) bulunmayan binlerce gencimize ne büyük imkânlar sağlardı...

     Her zaman söylerim: Biz, bilerek yapar ve sonra da, âhlanır vâhlanırız!!!

 

       

   

Yazarın Yazıları
MİLLÎ BİRLİK ŞUÛRU29 Mayıs 2020 BİR BÜYÜKŞEHİRDE BİR KÖY20 Mayıs 2020 VARLIK ŞARTIMIZ: TÜRKÇE13 Mayıs 2020 ŞİİR İKLÎMİ10 Mayıs 2020 DU ZAMANINDAYIZ05 Mayıs 2020 DEVLET ADAMI28 Nisan 2020 KEŞKE22 Nisan 2020 USANMAK – UTANMAK VE UYANMAK14 Nisan 2020 ÖNCE ADÂLET07 Nisan 2020 ŞİİRLER BİZİ ANLATIYOR01 Nisan 2020
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM