Prof. Dr. İsrafil BALCI

Trolcü Dindarlık

Dindar nesil hayalimiz, beklentimiz vardı, hatta bu ideal en üst perdeden dillendiriliyordu. Sayısız İmam-Hatip Okulu açıldı. Devasa Diyanet, hemen her mahalleye bir/birkaç cami, birkaç Kur’an Kurusu…

Sayısız tarikatlar, merdiven altı onca medrese ve 100’den fazla İlahiyat fakültesine rağmen maalesef istenilen netice alınmadığı gibi, aksine sapır sapır dökülüyoruz, dahası gençlik deizme kayıyor diye feveran ediyoruz.

Tecrübeler gösterdi ki, daha çok cami yapmak veya kurum açmakla gençler ya da toplum dindarlaşmıyor, aksine ya dinden uzaklaşıyor ya da ikbal ve istikbal beklentisi için belli dini kalıplara giren görüntü veriyor. Daha açık ifadeyle söylersem ikiyüzlü karakterler yetişiyor.

Kanaatimce dindar değil ama trolcü gençlik yetiştirdiğimiz kesin. Kendisi gibi düşünmeyene, inanmayana, kendisinden olmayana söven, elinden gelse ona hayat hakkı tanımayan ve dahi bunu din adına yapan trolcü dindar gençlik… Hemen her mahfilde bu zevat arzı endam etmekte.

Gün geçmiyor ki, yeni bir hezeyanla karşılaşmayalım. TV ekranlarında bile oturduğu sitedeki komşularından öldüreceklerin listelerini tuttuğunu söyleyen kan dondurucu ifadelere tanık olduk. Gayet de dindar görüntülülerdi.

Birkaç gün önce eşi tutuklu olan bir parti liderinin - dinî veya siyasî düşüncesi ne olursa olsun- eşi için söylenen kan dondurucu çirkef ve iğrenç ifadelere hepimiz tanık olduk.

Eşi cezaevinde olan bir kadına, eş ve annenin namusuna göz dikecek kadar insanlığını kaybeden bir yaratık, bizim mahallemizin çocuğu ve onu biz yetiştirdik. Hasta falan demeyin, hiç de öyle bir durum yok.

Oysa namus, ahlak, merhamet, hakkaniyet, erdem, hoşgörü bizim hem dinî hem de bu coğrafyanın en kadim değerlerimizdi. Sadece Başak Hanım mı… Gün geçmiyor ki aynı saldırıya maruz kalan bir başka kadına rastlanmasın, hemen her haber bülteninde kadın cinayetleri, kadın mağduriyetlerini duymak vakayı adiyeden oldu.

Suçu kimseye ihale etmeye gerek yok. Bir şarkıda denildiği üzere “kendim ettim, kendim buldum” misali… Bu reziller bizim eserimiz. Küpün içindeki dışa sızıyor velhasıl.

Sakın bunları münferit olay gibi görmeyin. Alın size değişik örnekler.

Geçen yıl bir öğrenci beni Cimer’e şikayet etmiş! İddiasına göre “siyer” (Hz.Peygamber’in Hayatı) dersinde küfretmişim! İddia yenilir yutulur değil. Bu yaratık o dönem İlahiyat Fakültesi son sınıfındaydı. Hazret ünvanlımı ve aynı zamanda görevden alınmamı talep etmiş! Devlet de bunu ciddiye alıp araştırılmasını istemiş! Bu müptezel ve onun gibi yüzlercesi… Şimdilerde de sosyal medyada din mücahidi olmuşmuş!

İlginç olan ise, bu rezilin şikâyet ettiği dönemde ben siyer dersi okutmuyorum, dahası bu öğrenci de siyer dersi almıyor! Ahlakın boyutlarını varın siz düşünün.

Hangi ifadenin küfür olduğunu yazmamış ama daha önceki benzer şikayette Hz. Ali ve onun dönemindeki savaşlardan bahsederken “Hz. Ali burada ferasetsiz davranmış” mealinde bir açıklamam olmuş, trolcü mücahitlermiz! de bu değerlendirmeyi sahabeye küfür iddiasıyla “hoca bize küfretti” iftirasına dönüştürüp hatır tanıkları ile hakkımda şikayette bulunmuşlardı!

Bu iftiraya itibar eden hoca takımı ise onlara cesaret verip sırtını sıvazlamıştı. Aynı şikâyetin üç kez tekrarlanması manidar… Şu anda o hocalar daha üst makamlarla ödüllendirildiler. Gerisini yazmayı midem kaldırmıyor.

Sözü edilen mücahitlerimiz! şimdilerde çocuklarımıza din ve ahlak dersi öğretiyor veya öğretecek…

Yalan, iftira, bel altı vurma, hakaret, itibar suikastçılığı, yok etme, yaşatmama, tahammülsüzlük, sorgulamama bilumum çirkefliklerin hepsi hak getire. Üstelik bunların dindarlık! adına yapılması ise gerçekten çok çok incitici.

Maalesef bu trolcü nesil sayesinde dini de, dindarı da, hatta din dışında olanı da ziyadesiyle yorduk ve yorulduk. El birliğiyle ve hızla değerlerimizi tüketiyoruz.

Çirkefliğin sınırı yok ne yazı ki. Diyanet kadrosundaki bir imam! fikrini beğenmediği babası, hatta dedesi yaşındaki bir hoca için “Mustafa’yı nikâhıma alır karım yaparım” diyecek kadar çirkefleşmişti.

Onu destekleyen bir müftü! ise cevap olarak “iğğğ. Boşver. O işi başka yaratıkları yapsın” diyecek kadar imamına ahlâk öğretiyordu! Hâlihazırda müftü de imam da muzaffer komutan olarak görevlerini sürdürmekteler!

Sayın Diyanet İşleri Başkanı “Kuraklaşmış, çoraklaşmış gönülleri İslâm’la yeşerteceğiz” diye kulağa hoş gelen bir laf etmişti geçen günlerde. “Bu kadro ve anlayışla mı?” diye sormak gerek. Ne yazık ki bu örnekler de münferit değil. Birçok alandan daha yüzlerce, hatta binlerce örnek verilebilir.

Velhasıl, hadsizlik, ahlaksızlık ve çirkeflik diz boyu, çirkefleştikçe çirkefleşiyor, sınır tanımıyoruz. Bazen “Allah aşkına yok mu bunun sınırı, daha nereye kadar” diye haykırası geliyor insanın, ama nafile…

Ne mutlu kirlenmemek için direnen ve temiz kalmaya çalışanlara.

Yazarın Yazıları
Trolcü Dindarlık18 Haziran 2020 Corona’dan Felaket ve Helak Senaryoları Üretme09 Nisan 2020 Unutulan İslâmî İlke İstişare24 Şubat 2020 Kudüs İlk Kıble mi?31 Ocak 2020 Şiî Fanatizminin Alternatifi Sünni Fanatizmi mi?08 Ocak 2020 Müsriflik denizinde dindar kasıntılar04 Aralık 2019 DİN ADAMI TANIMLAMASI23 Kasım 2019 Hz. Peygamber’in Zeyneb’le Evliliği; İddia ve Polemikler01 Ekim 2019 Hz. Peygamber'in Cenazesini 17 Kişinin Kıldığı İddiası16 Eylül 2019 Kanayan Yara Kerbelâ09 Eylül 2019
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM