Osman KARA

ŞEYH SAİT ÂLİM Mİ ASİ Mİ?

Bugün bir gazetede “İslam âlimi Şeyh Sait anılıyor” başlığı altın bir haber vardı. İlginç bir haber; kelimesi kelimesine aynen şöyle:

 

“Tek parti CHP’sinin hışmına uğraması sonucu büyük bir mağduriyet yaşayan İslam âlimi Şeyh Said, Hakk’a irtihalinin 95. yıl dönümünde dualarla yâd ediliyor.

 

Tek parti zulmüne maruz kalan ve 29 Haziran 1925’te idam edilen İslâm âlimi Şeyh Said, şehadetinin 95. yıldönümünde rahmet ve dualarla anılıyor. İslâm’ı kendisine rehber edinen Şeyh Said son devrin önde gelen din mazlumlarından biri olarak biliniyor. İnandığı gibi yaşayan ve bu uğurda mücadele eden Şeyh Said’in maruz kaldığı muamele halen yürekleri sızlatıyor.”

 

İslam âlimiymiş, tek parti CHP’sinin hışmına uğramış, İslam’ı kendisine rehber edinmiş ve maruz kaldığı muamele halen yürekleri sızlatıyormuş!

 

 “İslam âlimi” dedikleri zatın aşiret reisi, tarikat şeyhi olduğu doğrudur ama âlim olduğu doğru değildir, en azından oldukça şüphelidir; zira yazdığı herhangi bir kitabı yoktur. TDV İslam Ansiklopedisi bu durumu kibarca “günümüze ulaşan herhangi bir eseri yok” diye anlatıyor. Hadi “kitabı olmayan” demeyelim ama “eseri olmayan âlim!” diyelim.

 

Hiç eğip bükmeye, çarpıtmaya gerek yok, Şeyh Sait bir Kürt isyancısıdır, devlete karşı ayaklanmış ve her asi gibi ihanetinin bedelini asılarak ödemiştir. Osmanlı tarihi ipe çekilen asilerin hikâyeleriyle doludur. Osmanlıya isyan edenlerin asılması ne kadar devlet olmanın gereği ise Cumhuriyete isyan edenlerin yargılanıp cezalandırılması, elebaşlarının idamı da o kadar doğrudur. Tıpkı PKK’lıların İHA ve SİHA desteğindeki askerlerimiz tarafından “etkisiz hale getirilmesi” gibi.

 

Azadi Cemiyetine mensuptur; toplantılar yapar, oğlu Ali Rıza Cemiyet’in İstanbul’daki başkanı Seyyid Abdulkadir ile görüştükten sonra Mustafa Kemal Atatürk aleyhine hazırlanmış bildirilerle döner. İsyan 21 Mart 1925’de çıkacaktır ama bazı gelişmeler ayaklanmayı öne çeker. İsyan bastırılır, yapılan yargılama sonunda 46 elebaşı idama, bir kısım asi de çeşitli cezalara çarptırılır. İdam cezaları 29 Haziran 1925’de yerine getirilir.   

 

Bu millet 1911’den 1918 sonuna kadar yedi yıl boyunca Libya’dan Galiçya’ya, Çanakkale’den Kanal’a, Yemen’den Bakü’ye dört bir yanda savaşmış, cepheye gönderdiği kınalı kuzularının çok büyük kısmı bir daha dönmemiş, buna rağmen vatanın kurtarılması söz konusu olunca yeniden silaha sarılmış, yeniden kadın erkek cepheden cepheye koşmuştur. Sorum şu: Bütün bu savaşlar olurken, vatan evladı cepheden cepheye koşarken şu “İslam’ı kendisine rehber edinen” Şeyh Said hangi cephede yahut cephelerdedir? Ben söyleyeyim: Hiç birindedir; Piran Köyünde kardeşinin konağındadır. Kısacası bir Milli Mücadele kaçkınıdır.

 

Bir de şu “Tek parti zulmüne maruz kalan” ibaresi var. Şeyh Sait isyan ettiğinde tek parti yoktur, biri Cumhuriyet Halk Fırkası diğeri Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası olmak üzere iki parti vardır. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Şeyh Sait isyanından önce 17 Kasım 1924’de kurulmuş, isyandan sonra 5 Haziran 1925’de kapatılmıştır.

 

Cumhuriyet idaresi kolay kurulmamıştır kolay yıkılmaz. Yıkmak isteyenler kuranların ödediği bedeli ödemek zorundadırlar.

 

Yazarın Yazıları
MUHALEFET SADECE LAF YETİŞTİRMEK MİDİR?03 Temmuz 2020 ONURLU BİR ADAYLIK02 Temmuz 2020 KADININ ADI EMİNE HANIM30 Haziran 2020 ŞEYH SAİT ÂLİM Mİ ASİ Mİ?29 Haziran 2020 ALIŞIYORUZ GALİBA27 Haziran 2020 “MAĞDUR KAHRAMANLAR!”24 Haziran 2020 NİÇİN GERİ KALDIK?20 Haziran 2020 HANGİSİ, YÜKSELİŞ Mİ ÇÖKÜŞ MÜ?18 Haziran 2020 GÖKYÜZÜNDEKİ KARA BULUTLAR!15 Haziran 2020 HAİN KİME DENİR?12 Haziran 2020
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM