Mustafa GENÇ

TÜRKİYE’DE CEMAATLER GERÇEĞİ-l-

Son günlerde cemaatlere yönelik saldırıların yoğunlaştığına tanık olmaktayız.

Cemaat, tasavvuf yada tarikat gibi kavramların tanımı ve tarihi seyirleriyle ilgili açıklamada bulunma ihtiyacını hissetmiyoruz. Zira bunun nedeni, cemaatler, tasavvuf  yadatarikatlara saldıranların bu konudaki amaçlarıdır. Bildiklerinden değil, cehaletlerinden ve İslam’a karşı özel kin ve nefretlerinden  dolayı saldırmış olmalarındandır.

Bunların bu saldırılarının iki amacı vardır:

Birincisi; İslam’a zarar vermek ve halkı dinden soğutarak uzaklaştırmak.

İkincisi ise; cemaatlerin şahsında İktidara vurmaktır.

Bilindiği gibi cemaatlere ve tasavvuf akımlarına saldıranlar aynı zamanda İmam Hatip okullarına ve sık sık Diyanet’in bütçesine atıflar yaparak  Diyanet İşleri Başkanlığına da saldırmaktadırlar.

Önce sosyolojik bir bakışla cemaatlerin toplumumuzdaki konumunu belirlememiz gerekmektedir:

Cemaatler, devletin yetişemediği ve yetiştiremediği alanları doldurarak varlıklarını sürdürmeye çalışan sivil kuruluşlardır.Bunların köklerini değerlendirirsek  Türkiye’nin ve hatta Osmanlı’nın gerçekleri olduklarını görürüz.

Kökleri Anadolu’nun ve Orta Asya’nın derinliklerinden Mekke ve Medine’ye kadar uzanan bu cemaatler İslami toplumun kardeşlik, yardımlaşma  ve dayanışmanın somut örnekleri olmuşlardır.

Günümüz Türkiye’sinde yirminin üzerinde cemaat vardır. Bunların mensuplarına baktığımızda her zaman askerliklerini yapmışlar, vergilerini vermişler, zekat, fitra ve teberru gibi araçlarla da içinde bulundukları toplumda İslami kardeşlik dayanışmasını sağlamışlardır.

Cemaatlerin dini kaygıları varsa bunun nedeni vatandaşlar değil, devletin yanlış din eğitimi ve öğretimi politikalarıdır.

Cemaatlere  saldıranlar, aynı zamanda devletin resmi din öğretimi veren Kur’an Kurslarına ve İmam Hatip okullarına da düşmandırlar.

Söz konusu kurumların ders programlarını, ders kitaplarını, öğretmen ve yöneticilerini devletin bizzat kendisi tayin eder ve yine devlet, müfettişleriyle denetler. Buna rağmen cemaat düşmanları nedense Diyanetle birlikte bunlara da saldırmaktadırlar.

Anlaşılan odur ki, bunların düşmanlıkları salt din düşmanlığı değildir. Öyle olsaydı Türkiye’de ibadete açılan kiliseler, yapılan Hıristiyanlık ve Yahova Şahitleri propagandaları için de bir şeyler söylerlerdi.

Bu adamlar Ayasofya için konuştuklarını, yeni imar edilip ibadete açılmış fakat, cemaati olmayan kiliseler için yazmışlar mıdır? Bu nedenledir ki, doğru ve samimi bulmuyoruz.

Devam umuduyla selam ve dua ile…

Yazarın Yazıları
İSLAMCILIK TARTIŞMALARI-ll-27 Eylül 2020 İSLAMCILIK TARTIŞMALARI-l25 Eylül 2020 TÜRKİYE’NİN CEMAATLER GERÇEĞİ- lV-21 Eylül 2020 TÜRKİYE’NİN CEMAATLER GERÇEĞİ-lll-19 Eylül 2020 TÜRKİYE’NİN CEMAATLER GERÇEĞİ-ll-17 Eylül 2020 TÜRKİYE’DE CEMAATLER GERÇEĞİ-l-16 Eylül 2020 KIRK YIL ÖNCE VE KIRK YIL SONRA!15 Eylül 2020 İMAM HATİP DÜŞMANLIĞININ PERDE ARKASI!10 Eylül 2020 POLİTİKACILAR VE BÜROKRATLARI İÇİN TARİHİ ALTIN KURALLAR!06 Eylül 2020 KORONAVİRÜS SORUMLUSU KİMDİR?04 Eylül 2020
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM