Prof. Dr. İsrafil BALCI

İftira ve İtibar Suikastçılığı

İnsanlar hakkında iftira atmak, dedikodu yaymak ve fitne çıkarmak hem ahlaki hem de dini açıdan son derece çirkin bir eylem olarak kabul edilmiştir. Kur’an ‘fitne’yi katilden daha beter saymıştır (Bakara 2/191). Ayetteki anlama bakılırsa zulüm, şiddet, baskı, haksızlık, psikolojik şiddet gibi eylemler de bu kavramın içine girmektedir. Hatta bilumum çirkin eylemleri dahil etmek mümkündür.

 

Diğer yandan Kur’an iftira ve gıybeti sert bir dille kınamış ve bu eylemi yapanları ölü kardeşin etini ağızda çiğnemeye benzeterek bu örneğe atıfla, “tiksindiniz değil mi?” diye yapılan işin vahametini gözler önüne sermiştir (Hucurâ 49/12).

 

Hedef seçilen kişiler hakkında çeşitli dedikodular çıkarıp fitne yayan ve iftira atanlar, bunların peşine takılanlar, fitneye/iftiraya bulaşanlar ve dahi destek verip itibar suikastçılığına soyunanlar Hz. Aişe’ye atılan iftira üzerinden örneklendirilmiş ve lanetlenmişlerdir.

 

Malum olduğu üzere Hz. Peygamber’in ilerleyişinin önüne geçemeyen ikiyüzlü Müslümanlar/münafıklar, eşi Hz. Aişe hakkında çirkin bir iftira (ifk olayı) ortaya atarak bu yolla onu yıpratmaya çalışmışlardır. Atılan iftira yenilir yutulur cinsten değildi. Müminler annesi yasak ilişki ile itham edilmişti. Fitne kısa sürede yayılmış ve Medine sokakları adeta çalkalanmıştı. Öyle ki, henüz hiçbir şey ortaya çıkmamışken müminlerin bir kısmı da bu fitnenin peşine düşmüştü. Hz. Aişe hakkındaki söylentileri duyduğu zaman adeta yıkılmıştı ve babasının evinde gözyaşlarına boğulmuştu. Dedikodular Hz. Peygamber’i de hayli etkilenmiş ve rencide olmuştu.

 

Hz. Aişe oldukça zor günler geçiriyordu, ancak haklılığını kimseye duyuramamıştı. Onu en çok üzen ise çok sevdiği eşi Resulüllah’ın ve kimi müminlerin de söylentilerden etkilenmesi veya kendisi hakkında kuşku duymalarıydı. Çaresiz kaldığı için Hz. Ya’kûb’un sabrına vurgu yapan ayeti (Yûsuf 12/18) hatırlatmış ve Allah’a sığınmıştı. Fitne öylesine almış başını yürümüştü ki, konu vahye yansımış ve inen âyetlerle birlikte Aişe aklanırken, fitnenin peşine takılan müminlere de tokat gibi uyarılar yapılmıştı. Gelin bundan sonrasını ilgili ayetlerin dilinden dinleyelim:

 

(Ey müminler!) Böyle bir fitneyi (haberi) duyduğunuz zaman, kadın erkek hepinizin birbiriniz hakkında hüsnü zan göstererek “Bu, düpedüz bir iftiradır” demesi gerekmez miydi? (Nur 24/12). Üstelik bu müfterilerin dört şahit getirmesi gerekmez miydi. Şahit getiremediklerine göre, onlar iftiracıların ta kendileridir. (Nur 24/13).

Şayet Allah’ın size karşı dünya ve ahirette bağışı ve merhameti olmasaydı bu dedikodudan dolayı büyük bir azaba çarpılırdınız. (Nur 24/14). Zira siz bu iftirayı dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şey

hakkında konuşup duruyor ve bu hadiseyi hafife alıyordunuz. Oysa bu tutumunuz Allah katında büyük bir vebaldi. (Nur 24/15).

Böyle bir iftirayı duyduğunuz zaman “Böyle bir şeyi dilimize dolamamız bize yakışmaz. Bu, çok çirkin bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi?” (Nur 24/16). Şayet inanıyorsanız, Allah bir daha böyle bir olaya karışmanızı kesinlikle yasaklıyor. (Nur 24/17).

Allah (erdemli bireyler olmanız için) hükümlerini size açıklıyor. Bilin ki, Allah âlimdir ve kimin iftira ettiğini, kimlerin de bunu yaydığını bilir. (Nur 24/18).

Müminler arasında çirkin haberlerin yayılmasından hoşlananlar için dünyada ve ahirette elim bir azap vardır. Allah herkesin niyet ve düşüncesini iyi bilir, fakat siz bilmezsiniz. (Nur 24/19).

Şayet Allah’ın lütuf ve rahmeti olmasaydı ve size karşı bağışlayıcı davranmasaydı haliniz nice olurdu. (Nur 24/20).

Ey müminler! Şeytanın peşine takılmayın. Kim onun peşinden giderse bilsin ki, şeytan sürekli çirkinlikleri telkin eder. Şayet Allah’ın size karşı lütfu ve bağışlaması olmasaydı hiçbiriniz günahlarından arınamazdı. Fakat bilin ki, Allah tövbe edenleri günahlarından arındırır. O, her şeyi işitir ve görür. (Nur 24/21).

 

Ayetlerle birlikte Hz. Aişe’nin masumiyeti ortaya çıkmıştı, ancak olan olmuştu. Kırılan kalbin tamiri hayli zordu. Onuru, itibarı yerle bir edilmişti. Gerçek ortaya çıkınca dedikoduların peşine takılanlar da pişman olmuştur, ancak gelip özür dileyecek yüzleri bile kalmamıştı. Fitnenin öncülüğünü yapan bazı isimler hafif bir ceza ile sıyrılmıştı, ancak olan olmuştu.

 

Bir başka ayette ise Kur’an fitne çıkaran müfterileri şeytanın musallat olduğu kişiler olarak nitelemiş ve şu çarpıcı uyarıda bulunmuştur:

“Şeytanların asıl kimlere indiğini size haber vereyim mi? (Onlar-şeytanlar) Nerede bir iftiracı ve günahkâr varsa onlara iner. Çünkü onlar şeytanlara kulak verirler ve onların çoğu da yalancıdır.” (Şu’ârâ 26/221-223).

Değişik birçok ayette daha Allah’ın fitneci ve müfterileri sevmediğine dair ikazlar yapılmıştır (ör. Kasas 28/77).

 

Vahye inananlar için ayetlerin mesajı ve yapılan uyarı, yoruma gerek duyulmayacak kadar açıktır ve son derece önemli dersler içermektedir. Kuşkusuz insan onuru her birey için çok çok önemli. Kuran bu konuda son derece çarpıcı uyarılarda bulunsa da, ne yazık ki “ben Müslümanım” iddiasında olanlar tarafından en çok ihmal edilen ilahi ilkelerden de birisi. Birilerine iftira atıp hakkında fitne ve dedikodu çıkarmak, bu yolla asılsız haberler yayıp bir insanın haysiyetiyle oynamak büyük bir vebaldir ve tam tam kul hakkıdır.

 

Sadece fitneci ve dedikoducular değil, aynı zamanda fitneci müfterilerle iş tutanlar, onlara destek olup koruyanlar, haberi yayanlar, imkânı olduğu halde engel olmayanlar, iftiracılara müfteri diyemeyenler, onlara kol-kanat gerenler, gerçeğin ortaya çıkmasından sonra özür dileyip helallik almayanlar da aynı suçun ortaklarıdır.

 

Unutulmasın ki, hesap gününde Allah’ın kahhar ve muntakîm sıfatı onların üzerinde olacaktır. Siz siz olun iftiradan, fitneden ve dedikodudan uzak durun. Hem inanç hem de insanlığın gereği bunu gerektirir. Üstelik “bir fâsık/art niyetli birisi size bir haber getirirse doğrulamadan peşine düşmeyin” ilahi düsturunu da hiç mi hiç hatırınızdan çıkarmayın (Hucurât 49/6).

Yazarın Yazıları
İftira ve İtibar Suikastçılığı22 Eylül 2020 Merhaba Décadence07 Ağustos 2020 Bizim Hikâyemiz05 Ağustos 2020 Romantik Osmanlıcılıktan Halifelik Devşirmek29 Temmuz 2020 Minberden Lanet Okuma25 Temmuz 2020 Yeni Gündem Ayasofya13 Temmuz 2020 Trolcü Dindarlık18 Haziran 2020 Corona’dan Felaket ve Helak Senaryoları Üretme09 Nisan 2020 Unutulan İslâmî İlke İstişare24 Şubat 2020 Kudüs İlk Kıble mi?31 Ocak 2020
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM