Vedat ÇINAROĞLU

CUMHURİYET AMA HANGİSİ?

“Efendiler! Yarın Cumhuriyeti ilân edeceğiz!” Atatürk’ün 28 Ekim 1923 akşamı söylediği bu söz cumhuriyet ile ilgili yazıların değişmez cümlesi oldu.
Ancak, Atatürk’ün cumhuriyetten anladığı ve anlatmak istediği ile bugünlerde “Cumhuriyetçi” oldukları savıyla cumhuriyeti savunan ve kutlayanların cumhuriyet kavramları örtüşüyor mu?
Azınlık bir gerici, çıkarcı bağımlılar, köksüz ve köle ayrılıkçılar, anapara yanlıları ya da Mussolinist, Stalinist, Maoist, Cheistlerle paylaşabileceğim bir değer yok!
Onlarla cumhuriyet söyleşisinin, cumhuriyete kurşun sıkmak olduğunun ayrımındayım.
Çözümlemem; cumhuriyet kutsalını bilinçli ya da bilinçsiz onaylayanlar için olacaktır.

              Tarih 29 Ekim 1933.
Cumhuriyet’in 10ncu yıl kutlamaları yapılıyor. Ankaralılar BMM önünde toplanmışlar. Meydanda çıt yok, herkes tüm dikkatiyle özgürlüklerinin alpını bekliyor. Sonsuz Başkomutan ve Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk kutlama söylevini söylemek üzere kürsüde. Kıvancı ve kudretini bilgisi tamamlıyor. Özünden ve ulusundan emin olduğu bir tavırla şunları söylüyor:
“ Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu Olsun. Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim. Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bundaki başarıyı Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak kararlılıkla yürümesine borçluyuz…Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da başarılı olacağımıza kuşkum yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu gelişme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu yol gösterici müspet ilimdir. Şunu da önemle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu sürekli ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek milli ülkümüzdür…Asla kaygım yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar özelliği ve büyük uygar yeteneği bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek uygarlık çevreninde bir güneş gibi doğacaktır…Ne mutlu Türküm diyene!”(1)

Söylev daha uzun. Okuyucuyu sıkmaması amacıyla her cümlesi çok değerli olan 10ncu yıl Söylev’inden özet yazdım.
                Söylevi ne kadar doğru çözümlersek Atatürk’ün “Cumhuriyet”ini o kadar doğru anlayabiliriz ve Atatürkçülüğümüz de o ölçüde gerçekçi olur. Başlayalım:

  • “ Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.”  Türk kahramanlığını anlam olarak çözümlemeye gereksinim duymuyorum ancak “yüksek Türk kültürü”nden ne anlaşılması gerektiğini irdelemek gerekiyor! On bin yıldan fazla bir ulus yaşamının ekin olarak köklerini nesnel olarak değerlendirdiğimizde temel bir kırılma ve değişimle karşılaşırız; Dinden kaynaklanan kalıplar! Artık bilim ışığında biliyoruz ki, atalarımızın Musevilik, İsevilik ve Muhammedilik’ten önce bir dinleri, din kitapları ya da yalvaçları yoktu.(2) Ekin ve ekine bağlı “töreleri” yüksek bir uygarlığa ulaşmalarını sağladı. Tarım devriminin temelindeki yüksek ekindi. Cumhuriyetin temelinde “yüksek Türk kültürü” olduğunu belirten büyük önder, bu devrimin nedenini el yazısı ile şu cümlelerle açıklıyor: “ Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüzün önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz. Türkler, Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.”(3) Bu saptama temel olmak üzere, Cumhuriyet’ten yana olanların Atatürk’ün belirttiği “ yüksek Türk kültürü”nün dinler öncesindeki ekin değerlerinin olduğunu anlamaları ya da en azından araştırmaları gerekmektedir.
  • “Bundaki başarıyı Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak kararlılıkla yürümesine borçluyuz.” Yadsınamaz bir gerçekliktir ki, ordusu güçlü ulusların içten ve dıştan gelecek gözdağlarına karşı savunmaları o oranda güçlüdür. Üretimlerinin, gelişmelerinin, varsıllaşmalarının ve özgürlüklerinin en temel güvenceleri güçlü bir ordudur. Gerici, anaparacı ya da bütüncül odakların yönetim ortaklıklarını karartmak amacıyla Ordu’nun “vesayeti”nden yakınmanın basitliğini yakın geçmişte tanık olanlara anımsatmaya gerek olmasa da, Cumhuriyet’in korunmasındaki öz görevini yerine getirmeden Ordu’dan yardım bekleyenlerin bu sözü içselleştirmeleri gerekir. “Ordu- millet elele”, “ Bütün Türkler bir ordu katılmayan kaçaktır.” Özdeyişlerini bu anlamda yeniden toplum yaşamına kazandırmak önemlidir. Atatürk’ün 29 Ekim 1938’de yazdığı ve Başbakan Celal Bayar tarafından okunan söylevini anımsamanın yeridir: “Zaferleri ve geçmişi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber uygarlık nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu! Memleketini en buhranlı ve zor anlarda eziyetten, felaketlerden, belâlardan ve düşman işgalinden nasıl korumuş ve kurtarmış isen cumhuriyetin bu günkü verimli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve araçları ile donatılmış olduğun halde görevini aynı bağlılıkla yapacağından hiç şüphem yoktur. Bugün, cumhuriyetimizin on beşinci yılını devamlı artan büyük bir rahatlık ve kudret içinde kavrayan büyük Türk milletinin karşısında kahraman ordu, sana kalpten teşekkürlerimi sunar ve bildirirken büyük ulusumuzun övünme duygularını da dile getiriyorum. Türk vatanının ve Türklük toplumunun şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan oluşan görevini her an yerine getirmeye hazır olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inanç ve güvenimiz vardır.” Bu anımsatma, Türk ordusunun her katındakiler için yüksek bir sorumluluktur.
  • “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir.”  Karakter a. Fr. 1. Ayırt edici nitelik. 2. Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye. 3. Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi.(4) Atatürk, Türk’ün tarih yolculuğu süresince var olan öz yapısını incelemiş ve Cumhuriyet’in bu öz yapıya uyumunu görmüştür. Şu sözü bu saptamayı doğrular: “ Türk ulusunun yaratılışına en uygun olan yönetim Cumhuriyettir.” Cumhuriyetçi savında olanların Türlüğün bu yüksek değerini kavramaları ve Cumhuriyetin temel niteliklerinden birisi olduğunu içselleştirmeleri gerekir. Aksi durumda gerçek bir cumhuriyetçilikten ve Atatürkçülükten söz edilemez.
  • Önemli bir konuda da saptama yaparak cumhuriyetin niteliklerini gelecek kuşaklara doğru kavratma görevimi yerine getirmeliyim: 16ncı yüzyıldan sonra Osmanlı İmparatorluğu içinde meydana gelmiş olan çekişmeler, başkaldırılar, ordu içerisindeki yeni yapılanma ve değişiklikler, yeni yönetim arayışları bir yönü ile iktidar paylaşımı savaşımlarının sonuçlarıdır ve yıkılışın önemli nedenleridir. Ne yazık ki, Atatürk’ten sonra cumhuriyet de benzer güç paylaşımlarının aracı olarak kullanılagelmiştir. Cumhuriyet, güç paylaşımlarının aracı olarak kullanılırsa kirlenir, yıpranır ve “Evanjelik İslam Cumhuriyeti”, “ Sözde serbest ekonomi yanlısı gerçekte Anapara bağlısı Cumhuriyet” özentisi içinde olanların elinde değerlerinden koparılır. Cumhuriyet olmaktan çıkar. Bilinmelidir ki, cumhuriyeti yukarıdaki niteliklerinden ayırarak siyasi çıkarları için kullananlar ne gerçek cumhuriyetçidirler ne de gerçek Atatürkçü!

Bu hafta neşemiz ve umudumuz daha yüksek olmalı, çocuklarımıza bu gerçek bayramımızda armağanlar vererek cumhuriyeti anlatmalı ve sevdirmeliyiz. Koşullar ne olursa olsun bayraklarımızı asmalı; marşlar, türküler, şarkılar söylemeliyiz. Cumhuriyetin 97nci yılını kıvanç ve coşkuyla kutlarken, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere emeği geçenleri saygı ve gönül borcu ile anıyorum. Yaşasın cumhuriyet!..
 

Yazarın Yazıları
TÜRK'ÜN TÖRESİ20 Kasım 2020 CUMHURİYET AMA HANGİSİ?29 Ekim 2020 YAĞI24 Eylül 2020 METRİSTEPE’DEN KOCATEPE’YE-209 Eylül 2020 METRİSTEPE’DEN KOCATEPE’YE04 Eylül 2020 UTKU21 Ağustos 2020 15 TEMMUZ’UN ÇÖZMEK-211 Ağustos 2020 15 TEMMUZ’UN ÇÖZÜMÜ-121 Temmuz 2020 DİL-EKİN-ULUS-UYGARLIK30 Haziran 2020 GENÇLERE GERÇEKLER09 Haziran 2020
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM