Osman KARA

BURUK, KIRIK VE MAHÇUP BİR HANIMEFENDİ!

İstanbul’da bir bina, İstanbul’un en güzel ve görkemli semtlerinden Gümüşsuyu’nda bütün ihtişamıyla yer alan bir apartman ve o apartmanın önünden her geçişinde kendisini “buruk, kırık ve mahcup” hisseden bizim Nagehan Alçı Hanımefendi.

Bizim deyişim O’nun da benim gibi, bizim gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oluşundandır.

Azaryan Apartmanı’nı anlatıyor, daha doğrusu o apartmanın sakinlerinden yola çıkarak aklınca Ermeni Soykırımı denilen yalanı gerçek gibi sunuyor ve şehit Talat Paşa’yı, sadece O’nu değil, O’nun şahsında bütün bir İttihat Terakki’yi ve dahası bütün bir milleti suçluyor.

Anlattığı Kirkor Zohrab İstanbullu Ermenilerin neredeyse tamamı gibi zengin bir Ermeni, avukat, sigortacı, milletvekili. Ve de Taşnak üyesi bir Ermeni milliyetçisi. Bizim Nagehan Hanımefendi Zohrab’ın avukatlığından, milletvekilliğinden, Talat Paşa ile arkadaşlığından bahsediyor ama ne hikmetse Taşnak üyeliğinden hiç söz etmiyor. Talat Paşa’nın Zohrab’la arkadaşlığından, beraber yemek yemelerinden bahsediyor ama Talat Paşa’nın Zohrab ve öteki Ermeni milletvekilleriyle defalarca görüştüğünü ve onlara “Ruslarla işbirliği yapmayın, savaştayız, ülkenize sadık kalınız, istediğiniz reformları birlikte yaparız” dediğini ama onların ülkeye sadakat yerine ihaneti seçtiklerini niyeyse yazmıyor.

Zohrab Ermeni olduğu için değil, Türk’e ihanet ettiği için gözaltına alındı, Halep’e gönderildi. Yargılanmak için Diyarbakır’a götürülürken yolda öldürüldü. Nagehan Alçı, “katledildi” ifadesini tercih ediyor ama nasıl olduğunu anlatmıyor. Sanki devlet tarafından öldürülmüş gibi bir algı oluşmasına çanak tutuyor. Doğrudur; Zohrab Efendi Diyarbakır’a giderken öldürülmüştür ama devlet ve devletin meşru kuvvetleri tarafından değil,  Çerkez Ahmet çetesi tarafından öldürülmüştür. Çerkez Ahmet yakalanacak, yargılanacak ve idam edilecektir. Yani cinayet cezasız kalmamıştır. Kirkor Zohrab’ın öldürüldüğünü yazan Nagehan Hanım öldürenin kim olduğunu ve nasıl cezalandırıldığını yazmıyor.

Yanlışlarına, tahrifatlarına bir de “resmi tarih teziyle aynı düşünen” diye tanımladığı Murat Bardakçı’nın “Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi” kitabından alıntılarla delil göstermeye çalışıyor ama onları da çarpıtarak aktarıyor. Tehcir edilen(göçertilen) Ermeni sayısını verirken göçe tabi tutulmayan, başka ülkelere göçen, başka ülkelerin ordularında Türk ordusuna karşı savaşan ve 1918’den sonra ülkeye dönenlerden hiç mi hiç bahsetmiyor. Murat Bardakçı’nın söz konusu kitabında o bilgiler de var. Onları da aktarırsa gerçek ortaya çıkacak, büyük kısmı hastalıklardan, bir kısmı da yol boyundaki bazı aşiret mensuplarının saldırılarından ölen ya da öldürüldüğü iddia edilen Ermeni sayısının hiç de pompalanmaya çalışıldığı gibi yüksek olmadığı görülecek.  

Batılıların 1895-96 Ermeni ayaklanmalarını bastırması üzerine “Kızıl Sultan” diye nitelemeye başladığı Abdülhamit Han da Nagehan Hanımın “dönemim başvekili ve tehcir kararının mimarı” diye suçlamaya çalıştığı Talat Paşa da Doğu Anadolu’daki Ermenilerin istedikleri ıslahatların yapılmasını kabul etmişlerdir. Talat Paşa gerek Zohrab’a gerekse diğer Ermeni milletvekillerine “ülkenize sadık kalınız, istediğiniz reformları birlikte yaparız” demiştir.

Bir de küçük hatırlatma; Talat Paşa, 1915’de başbakan değildir, içişleri bakanıdır.

Taha Akyol “Zohrab Ermeni milliyetçisiydi, Talat Paşa da Türk milliyetçisiydi” der. İşte bütün mesele budur. Biri Türk’ten yana diğeri ya da diğerleri ise Ermenilerden, Rumlardan vesaireden yanadır.   

Yazarın Yazıları
BURUK, KIRIK VE MAHÇUP BİR HANIMEFENDİ!01 Mayıs 2021 AH, ŞU, ERMENİ OLMAYAN ERMENİLER!27 Nisan 2021 YA İSTİKLAL YA ÖLÜM (II)25 Nisan 2021 YA ÖLÜM YA İSTİKLAL23 Nisan 2021 BİLENLER KONUŞMUYOR BİLMEYENLER SUSMUYOR10 Nisan 2021 KAPATIN GİTSİN04 Nisan 2021 BİR KİTAP, İKİ PAŞA VE BİR BÜYÜK OYUN(IV ve SON)29 Mart 2021 BURASI TÜRKİYE’DİR EFENDİLER29 Mart 2021 BİR KİTAP, İKİ PAŞA VE BİR BÜYÜK OYUN(III)23 Mart 2021 BİR KİTAP, İKİ PAŞA VE BİR BÜYÜK OYUN(II)19 Mart 2021
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM