Nami Cem İYİGÜN

İSTİKBAL GÖKLERDE

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya ziyareti sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rus Uzay Ajansı (Roscosmos) Başkanı Dmitriy Rogozin, Erdoğan’a ilginç bir teklif yaptılar. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yılı olan 2023’te dünya alt yörüngesindeki Uluslararası Uzay İstasyonu’na bir Türk astronot götürmeyi teklif ettiler. Erdoğan da öneriyi kabul etti ve bu jest için teşekkürlerini iletti.
Rusya’nın jesti ve Erdoğan’ın kabulü heyecan verici. Eğer sonradan plandan vazgeçilmezse Türkiye’nin seçeceği uygun bir kişi (büyük ihtimalle bir havacı subay) birkaç sene boyunca Rusya’da gerekli eğitimleri alacak ve 2023’te bir Rus kozmonot ekibiyle beraber istasyona gönderilecek. Böylece ilk defa bir Türkiye Türkü uzaya çıkmış olacak. Türkiye Türkü dedim, çünkü daha önce uzaya çıkan bazı Orta Asya Türkleri olmuştu. Bir Çuvaş Türkü olan Adriyan Nikolayev, 1962 ve 1970 yıllarında Sovyet kozmonotu olarak iki uzay uçuşunda görev aldı. Nikolayev, Çuvaş Türkleri için milli bir simgedir ve 2004 yılında hayatını kaybettikten sonra Çuvaşistan’da doğduğu köye defnedilmiştir. Kazak Türklerinden Toktar Abubekirov ve Talgat Musabayev de Sovyetler dağılmadan kısa zaman önce uzay uçuşlarına katıldılar. Uzaya çıkan ilk Kazak olduğu için ülkesinde “100 yılın adamı” seçilen Abubekirov, halen hayatta ve akademisyen olarak çalışmakta. İlk uzay uçuşunda Sovyet kozmonotu iken sonraki uçuşlarını bir Kazak astronotu olarak yapan Talgat Musabayev, bizim ilk defa 2023 yılında astronot göndereceğimiz Uluslararası Uzay İstasyonu’nda da kısa süreli bulundu. Şu anda Kazakistan Ulusal Uzay Ajansı’nın başkanlığını yapıyor. 2015 yılında üçüncü ve son Kazak Türkü de uzay uçuşu yaptı, Uluslararası Uzay İstasyonu’na gidip 10 gün kaldıktan sonra dünyaya dönen bu Kazak astronotunun adı ise Aydın Aimbetov’dur. 2023’te bizim göndereceğimiz astronot, uzaya çıkan beşinci Türk ve ilk Türkiye Türkü uzay adamı olacak.
İnsan bu konular açıldığında heyecanlanıyor, fakat ister istemez biraz da buruklaşıyor. Rusya’nın jesti çok hoş; peki biz neden Cumhuriyetimizin 100. yılında uzaya bayrağımızı taşımak için Rusya’ya muhtacız? Neden daha önce bu uçuşları gerçekleştiren Türkler de kendi bayraklarını değil, Sovyet Rusya bayraklarını taşıyan üniformalar içerisinde idiler? Neden ABD’nin NASA’sı, Avrupa’nın ESA’sı, Rusya’nın Roscosmos’u ve Japonya’nın JAXA’sı gibi uzay ajansları onlarca yıldır mevcut olmasına karşın bizim bir Türk Uzay Ajansı kurulması için 2018 yılını beklememiz gerekti? Çin, Hindistan ve İsrail gibi ülkeler daha dün adım attıkları uzay macerasında kısa zamanda inanılmaz yollar katetmişken, biz neden hala hiçbir girişimde bulunmuyoruz? Neden Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bizim de bir modülümüz ya da laboratuvarımız yok? Neden istihbarat ve haberleşme için başkalarının yörünge uydularından medet ummaya, başkalarının uzay görevleri ve başarılarıyla heyecanlanmaya devam ediyoruz? “İstikbal göklerdedir” diyerek milli hedefimizi ortaya koyan bir liderin kurduğu Cumhuriyet, 100. yaşını kutlayacağı 2023’te çok daha başka bir konumda olamaz mıydı?

Günümüzde uzay çalışma ve araştırmaları, soğuk savaş yıllarındaki gibi salt ulusal prestij için yapılmıyorlar. Tıptan farmakolojiye, coğrafyadan meteorolojiye değin, uzay araştırmalarından katkı görmeyen bir bilim dalı neredeyse yok. Ayrıca geçmişte bilimkurgu gibi gelen pek çok mesele, günümüzün birer gerçeği haline dönüşmüş durumda. Dünyada artık uzay turizminden, yörünge otellerinden, asteroid madenciliğinden, çeşitli gezegen ve uydular üzerinde inşa edilecek ilk ileri karakollardan, Ay’da ve Mars’a kurulacak öncü şehirlerden bahsediliyor. İstikbal sahiden göklerde ve biz Türkler hala yerde birbirimizi yiyoruz.
Türkiye olarak veya yüksek maliyetleri paylaşmak adına Türk cumhuriyetleri bir araya gelip güç birliği ederek, biz de uzaydaki yerimizi alabiliriz. Bu kesinlikle boş bir hayal değildir ve aşağılık kompleksi taşımayan her Türk, bunu başarabileceğimizi görmelidir. Belki 2023’ü kaçırdık, ama 2053’ü, 2071’i ya da 2123’ü kaçırmamak elimizdedir. Bilim toplumu olabilir, kullandığı teknolojileri kendi üreten bir medeniyete dönüşebilirsek, pekâlâ günün birinde de biz Rusları yahut Amerikalıları uzayda konuk edebiliriz. Gücünü tarihinden alacak ve vizyonunu geleceğe bakarak oluşturacak yeni nesillere çok iş düşüyor…

Yazarın Yazıları
ASKERİ HAREKÂT14 Ekim 2019 TEMEL SORUNUMUZ30 Eylül 2019 İSTİKBAL GÖKLERDE16 Eylül 2019 BASILI YAYINLARIN AKIBETİ - 402 Eylül 2019 BASILI YAYINLARIN AKIBETİ - 324 Ağustos 2019 BASILI YAYINLARIN AKIBETİ - 215 Ağustos 2019 BASILI YAYINLARIN AKIBETİ - 105 Ağustos 2019 HAKİKAT SONRASI ÇAĞ29 Temmuz 2019 KİTLELERİN BİLGELİĞİ01 Temmuz 2019 ZENGİN YAŞAM, MESUT ÖLÜM23 Haziran 2019
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM