Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

İNSAN, AKIL VE DUYGU ÜSTÜNE

İnsanı öteki canlılardan ayıran özelliklerin başında, hiç şüphesiz onun akla ve konuşma yeteneğine sahip olması gelir. Fakat insan, aynı zamanda bir iç âlemi ve duygu dünyası da olan, dolayısıyla duyan, düşünen, yapan, üreten ve uygulayan bir varlıktır. Eğer onu güçsüz bırakacak derecede fiziki bir rahatsızlığı yok ve herhangi bir sağlık sorunu yaşamıyor, ruh ve beden sağlığı da yerinde ise, her insanın çeşitli duyguları;  hayâlleri, heyecanları, umutları, sevinçleri, acıları, kederleri, ıstırapları, idealleri, nefretleri, öfkeleri, kaprisleri, hırsları, aşkı, sevgisi ve sevdası, geleceğe yönelik birtakım tasavvurları ve beklentileri de mutlaka vardır. Bu tür duygulardan yoksun bir insanın ölüden farksız olduğunu söylemek mümkündür. Zira o insanın hayattan bir beklentisi, varmak istediği bir hedefi, gerçekleştirmek için peşinden koştuğu herhangi bir isteği ve ümitleri yok demektir. O itibarla duygular, duyumlar ve duyuşlar, sağlığı yerinde olan her insan için son derece önemli ve gerekli değerlerdir. İnsanı hayata bağlayacak, çalışmaya ve üretmeye itecek, ona yaşama şevk ve heyecanı, hayat mücadelesinde başarılı olma ve karşılaştığı engellerin üstesinden gelebilme gücü verecek olan bunlardır. Ancak, herhangi bir duyguya aşırı derecede bağımlı olmak ve aklı geri plâna iterek duyguları öne çıkarmak ve duygusal davranmayı alışkanlık hâline getirmek de doğru bir tutum ve davranış tarzı değildir. Bu, faydadan çok zarara yol açar.

       

           Sözgelimi hırsın ve ihtirasın fazlası, kin, nefret ve intikam gibi duygular, insanı gönlünün ve ruhunun sesini dinlemekten, onu hayatın ve imanın hazzını ve lezzetini birlikte tatmaktan alıkoyar ve dünyevi zevklerin esiri hâline getirirler. Bu yola giren bir insan her türü manevî değeri, ruh yüceliğini ve gönül zenginliğini ihmal eder, basit birtakım hesapların ve çıkarların peşine düşer, aşkın, sevginin ve sevdanın yapıcı, kuşatıcı ve kucaklayıcı sıcaklığını duymaz olur ve giderek insanî ve ahlâkî duygulardan da uzaklaşır. Buna karşılık aşk, sevgi, sevda, merhamet, paylaşmak vb. duygular, insanı mutlu eden, ona huzur veren duygulardır. Şair Cenap Şahabettin, “Kalp söze başlayınca akıl sağır olur” der. Atalarımız da, “Her şeyin fazlası zarar, ortası karar.” demişlerdir. Ünlü filozof Spinoza da insanoğlunun ihtirassız olamayacağını, ama bunun için de aklın rehberliğine ihtiyacı olduğunu söyler. O bakımdan, insanın yapıcı, ölçülü, dürüst ve olgun bir kişiliğe sahip olması, işinde gücünde başarı göstermesi ancak aklı ile duyguları arasında kuracağı denge ile mümkün olabilir. Hayatının sağlıklı, mutlu ve huzurlu geçmesini isteyen bir insan için bu dengeyi kurmak çok önemlidir. Duygu ve akıl dengesini kuramayan ve duygularının esiri olan bir insanın mutlu olması ve sağlıklı bir hayat sürmesi çok zordur.

 

          Ama ne var ki insanoğlunun arzu ve istekleri bitip tükenmek bilmez. O sürekli daha iyisini, daha fazlasını ister, ulaşmak istediğini elde edince de hemen bir başka isteğin peşine düşer. Bu onun yaradılıştan getirdiği bir özelliktir. Bir şiirinde Tevfik Fikret, “Beşer dedikleri kuş doymaz i’tilâlara,” yani (insan denilen kuş yükselmelere doymaz) demektedir. “Fakirlik yoktur, fakat doyumsuzluk vardır” diyen Tolstoy da bu fikri destekler. Sokrates de, asıl ve doğal olan zenginliğin tok gözlülük, lüks ve şatafatın ise yapay zenginlik olduğunu söyler. O bakımdan, Maksim Gorki’nin de dediği gibi Hayat, insanların bastıramadıkları daha iyiye ulaşmak istekleri yüzünden hep yeterince kötü olacaktır.” ve ona göre “İnsan, ne kadar az isterse o kadar mutlu olur. İstekleri çoğaldıkça da özgürlüğü azalır, kısıtlanır.” Zira Benjamin Franklin’e göre eğer insan, isteklerinin yarısını elde ederse, üzüntülerini iki kat çoğaltmış olur. Çünkü hırs sağlıklı düşünmenin düşmanıdır, insanın yanlış kararlar almasına, doğru yoldan sapmasına yol açabilir. “Öfke çılgınlıkla başlar, pişmanlıkla ve utançla biter.” diyen Pisagor’a göre, her şeyin ölçüsü insandır. Ancak akıl-duygu dengesini kuramayan bir insanın bu ölçüyü tutturması, dolayısıyla iyi, doğru ve güzel olana yönelmesi de mümkün değildir. Çükü o aklı devre dışı bırakmıştır. Ünlü felsefe adamı Descartes, “Akıllı olmak önemli değil, önemli olan o aklı yerinde ve zamanında kullanmayı bilmektir.” der. Akıl insana bunun için, onu kullansın diye verilmiştir.

        Öte yandan duygular ve düşünceler zamana ve şartlara göre kimi insanları güzelliklere, iyiliklere, doğru ve faydalı olana götürdükleri gibi, onun birtakım yanlış yollara sapmasına da yol açabilirler. Böyle durumların insanın karakterinin bozulmasına yol açacak kadar aşırıya varmaması gerekir. Çünkü insan için mizaç ve karakter sağlamlığı çok önemlidir. Bir insan hakkında hüküm verirken esas alınması gereken unsur, onun duygu ve düşünceleri, malı-mülkü, rütbesi, unvanı, şu ya da bu görüşte olması değil, sahip olduğu ruhi değerler, gönül zenginliği, insanlığı ve karakteridir, daha doğrusu öyle olmalıdır. O bakımdan insan her şeyden önce zengin gönüllü olmalı, gözü tok-özü doğru, fazilet, aşk ve savda ehli olmalı, dürüst ve namuslu bir hayat yaşamalıdır. Cenap Şahabettin’in de dediği gibi, büyük yoksulluklar gibi, büyük zenginlikler de insanda güzel, olumlu ve yapıcı duyguların filizlenip gelişmesine engel olabilir. Çünkü bu dünyada, ne söylenecek söz biter, ne de yenilecek mal. Ne bütün varını yiyip ölmüş vardır, ne de her fikrini söyleyip susmuş olan. Makamı, unvanı, malı-mülkü ne olursa olsun, dünyadan göçüp giden herkes, mutlaka bir şeyleri yarım bırakmış da öyle gitmiştir. O sebeple, en iyisi her türlü aşırılıktan ve duygu ve düşünceden uzak durmak, sade ve sakin bir hayatı tercih etmek, sevmek, sevilmek ve Yunus Emre’nin de dediği gibi, gönüller kazanmak, gönüller sultanı olmaktır.

 

 

Yazarın Yazıları
EĞİTİM, YİNE EĞİTİM22 Mayıs 2020 TANZİMAT VE SONRASI GELİŞMELER (2)11 Mayıs 2020 TANZİMAT VE SONRASI GELİŞMELER (1) 27 Nisan 2020 ELBET BATILILAŞMALIYIZ, AMA NASIL?13 Nisan 2020 AYDIN KAVRAMI ÜSTÜNE30 Mart 2020 DÜNYA NEREYE GİDİYOR?22 Mart 2020 İNSAN, AKIL VE DUYGU ÜSTÜNE 11 Mart 2020 BİLGİNİN VE TECRÜBENİN ÖNEMİ02 Mart 2020 EĞİTİM, BİLGİ VE ÇALIŞMA12 Şubat 2020 MÛSİKİMİZ VE TÜRKÜLERİMİZ 05 Şubat 2020
ANA SAYFA YAZARLAR GÜNCEL EKONOMİ SİYASET SPOR GALERİ WEB TV İLETİŞİM